Bu kelimeler, insanın varoluşsal kodlarını, potansiyelini ve karakter yapısını ifade eden çok derin kavramlardır. İslam düşüncesinde ve tasavvufta “insan neden böyle davranır?” sorusunun cevabı bu üç kavramda gizlidir.
Gelin, bu kavramları önce derinlemesine inceleyelim, sonra da dünya dillerindeki izdüşümlerine bakalım.
1. Detaylı Kavram Analizi
İstidat (Potansiyel / Kabiliyet)
İstidat, bir şeyin bir şeyi kabul etmeye hazır olmasıdır. Henüz açığa çıkmamış ama “tohum” halinde orada duran kapasitedir.
- Örnek: Bir meşe palamudunun içinde bir dev meşe ağacı olma istidadı vardır. Elma çekirdeğinde ise elma ağacı olma istidadı vardır. Çekirdeği ne kadar sularsanız sulayın, istidadında ne varsa o çıkar.
- İnsan için: Senin matematik dehası olma veya çok iyi bir marangoz olma “hazır bulunuşluğun” istidattır.
Şâkile (Mizaç / Karakter Kalıbı)
İsrâ Suresi 84. ayette geçen bu kelime, “şekil” kökünden gelir. İnsanın ruhsal yapısının aldığı özel “biçim” demektir.
- Örnek: Su renksizdir ama hangi kaba girerse onun şeklini alır. İşte o kap, şâkile‘dir. İnsanın genetiği, yetişme tarzı ve iradesiyle oluşan o “kendine has duruşu”dur.
- İnsan için: Bir olay karşısında kimi öfkelenir, kimi güler, kimi susar. İşte bu tepkiyi belirleyen içsel kalıba şâkile denir.
Fıtrat (Yaratılış Ayarı / Fabrika Ayarları)
Bu ikisini de kapsayan en geniş çatıdır. Allah’ın insanı “inanmaya, doğruyu bulmaya ve iyiliğe meyilli” olarak tasarladığı ana yazılımdır. İstidatlar ve şâkileler fıtratın içinde şekillenir.
2. Dillerdeki Karşılıkları
Bu kelimelerin tam karşılığını tek bir kelimeyle vermek zordur çünkü her dilin kendi felsefi arka planı vardır. Ancak en yakın anlamdaşları şunlardır:
| Dil | İstidat (Aptitude/Potential) | Şâkile (Disposition/Character) |
| Türkçe | Yatkınlık, Kabiliyet, Gizilgüç | Mizaç, Karakter Yapısı, Meşrep |
| İngilizce | Aptitude, Potentiality, Latency | Disposition, Temperament, Idiosyncrasy |
| Fransızca | Aptitude, Capacité, Potentialité | Disposition, Tempérament, Caractère |
| İspanyolca | Aptitud, Capacidad, Potencial | Disposición, Temperamento, Índole |
| Farsça | استعداد (Este’dâd) | خوی (Khuy) / منش (Manesh) |
| Latince | Potentia / Capacitas | Dispositio / Habitus / Indoles |
3. Kavramlar Arasındaki Farkı Anlamak İçin Bir Analoji
İnsanı bir “Müzik Enstrümanı” gibi düşünelim:
- Fıtrat: O aletin “müzik yapabilme” özelliğidir. (Her insan bir müzik aletidir.)
- İstidat: O aletin ne olduğu (Keman mı? Davul mu? Piyano mu?). Piyanonun “piyano sesi çıkarma” kapasitesi onun istidadıdır. Piyanodan keman sesi çıkaramazsınız.
- Şâkile: O piyanonun akordu ve o anki çalınış biçimidir. Bazı piyanolar daha tiz, bazıları daha pes ses verir; her sanatçı onu farklı bir üslupla (şâkile) çalar.
Özetle:
- İstidat senin neye gücünün yettiğidir.
- Şâkile senin o gücü nasıl bir karakterle dışarı vurduğundur.
Fıtrat, sadece “inanma ihtiyacı” değil, aynı zamanda insanın yaratılış hamurundaki potansiyeldir. Ancak İslam alimleri burada Fıtrat ile İstidat (kabiliyet/kapasite) arasında ince bir çizgi çizerler.
İşte insanın fıtratındaki “mesleki” ve “yetenek” kodlarına dair bazı perspektifler:
1. “Herkes Kendi Mizaç ve Karakterine Göre İş Yapar”
Kur’an-ı Kerim’de mesleki eğilimlerin ve kişisel farklılıkların temelini atan çok kilit bir ayet vardır:
“De ki: Herkes kendi yapısına/karakterine (şâkiletihî) göre iş yapar. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.” (İsrâ Suresi, 84)
Buradaki “şâkile” kelimesi; insanın mizacı, karakteri, genetik mirası ve ruhsal eğilimleri demektir. Yani birinin el becerisinin yüksek olması, diğerinin hitabetinin güçlü olması, bir başkasının ise soyut düşünmeye meyilli olması “şâkile” yani yaratılıştaki o özel kodlarla ilgilidir.
2. Toplumsal İş Bölümü ve İlahi Hikmet
Eğer herkes sadece “yönetici” veya sadece “çiftçi” fıtratında olsaydı, dünya hayatı dönmezdi. İslam düşüncesinde Allah’ın dünyayı “imar etme” (yeryüzünü düzene sokma) görevi insana verilmiştir. Bu imarın gerçekleşmesi için de yetenekler fıtraten dağıtılmıştır:
- Zuhruf Suresi 32. Ayet’te, insanların birbirlerine iş gördürebilmeleri için farklı seviyelerde ve yeteneklerde yaratıldığına işaret edilir. Bu, aslında doğal bir “mesleki eğilim” dağılımıdır.
3. Esma-ül Hüsna’nın Yansımaları
Tasavvufi bir bakış açısıyla; her insanın fıtratında Allah’ın bir ismi (Esma) daha baskın tecelli eder:
- El-Musavvir (Şekil Veren): Bu ismin tecellisi baskın olan kişi sanatçı, mimar veya tasarımcı olmaya fıtraten yatkındır.
- El-Hakîm (Hikmet Sahibi): Bu ismin izlerini taşıyanlar felsefeye, bilime ve derin düşünceye meyleder.
- El-Adl (Adaletli): Bu fıtrattaki biri hukukçu veya yönetici olduğunda kendini bulur.
4. İstidat: İşlenmemiş Maden
Fıtrat bize “neyi yapabileceğimizin” tohumunu verir, ama bu bir “mesleki beceri” olarak doğmaz. Mesleki beceri, fıtrattaki o tohumun (istidat) eğitim ve emekle sulanması sonucu ortaya çıkar.
- Örnek: Bir çocuğun fıtratında “parçaları birleştirme” ve “mekanik zeka” (istidat) güçlü olabilir. Eğer eğitim alırsa mühendis olur, almazsa mahallenin her şeyi tamir eden ustası olur. Öz aynıdır, tezahür farklıdır.
Özetle:
Fıtratımız, hangi mesleği yapacağımızın “adını” koymaz ama hangi alanda “parlayacağımızın” pusulasını içimize yerleştirir. Modern psikolojideki “çoklu zeka kuramı” aslında Kur’an’ın işaret ettiği bu fıtri farklılıkların bilimsel bir tasnifi gibidir.
Merak uyandırıcı bir soru: Siz kendi hayatınızda “Ben sanki bunun için yaratılmışım” dediğiniz, fıtratınızla tam örtüşen bir yeteneğinizi keşfettiniz mi?
